Zihnimin Abuk Kuşundan Sabuk Ötüşler – 4X(Okunarak:DördikS)

Çocuğu birine satmanın huzuruyla, karımla beraber kendimizi eğlence ortamlarına atmıştık bir gece vakti. Dozunu kaçırdığımız alkol, hopla zıpla dans ve müzik çılgınca eğleniyorduk. Sabaha doğru hava aydınlanmadan ancak eve dönebilmiştik. Tam evin önüne gelip taksi şoförüne ücretini ödemenin akabinde aklım yerinden hopladı ve hızla taksiden iniverdim.

Hemen ardımdan inen karım;

dialog2.jpg Ne oldu, ne acelen var?

dialog2.jpg Ya kadın, biz çocuğu kime bıraktık!?

dialog2.jpg Kime mi bıraktık? Ya işte balkondan giren kimdi. Oğuz muydu? Ona bıraktık. Oğuz kim ya? Atay mı yoksa?

dialog2.jpg Ya bi kendine gel Allah aşkına! Oğuz Atay’ın bizim balkonda işi ne?

dialog2.jpg Ya biz çok mu alkol aldık ne? Bizim çocuğumuz vardı değil mi? Uzun sürenin ardından bu kadar içmeyecektik, hiç iyi değilim ben.

dialog2.jpg Öf öf, yürü ya. Ne bok yedik acaba çok merak ve panik içindeyim.

dialog2.jpg Sanırım kötü bir şeyler yaptık, ama iyi eğlendik be. Ay tutsana beni. Hadi gidelim bakalım çocuğumuz var mıymış?

dialog2.jpg Öylece bakakalmayalım da!

ZAK ayracı.jpg

Koşa koşa binaya girdik. Asansöre binecektik ki karım yere oturdu ve;

dialog2.jpg Sen git kendini kurtar. Ben artık devam edemeyeceğim.

dialog2.jpg Tamam aşkım dayan lütfen, bırakma kendini, mutlaka yardımla geri döneceğim. Bekle beni, seviyorum seni.

dialog2.jpg Ben de seni seviyorum. Unutma beni.

Asansöre tek başıma bindim ve yukarı çıktım, evin kapısına yöneldim, anahtarımı çıkardım. O sırada kapı açıldı. Kapıyı kızım açmıştı.

dialog2.jpg Hoş geldin babacım.

dialog2.jpg Kızım sen daha yatmadın mı?

dialog2.jpg Neden yatmalıymışım? Seni bekliyorduk.

dialog2.jpg Beni mi bekliyordunuz? Kim var yanında, kime bıraktık biz seni kuzum?

dialog2.jpg Öf baba ya, kim olacak tabii ki annem var.

dialog2.jpg Annen mi var? Şaka yapma kızım.

İçeriden karımın sesi yetişti.

dialog2.jpg Kapının önünde ne yapıyorsunuz? Hadi gelin masa hazır, yemek yiyelim.

dialog2.jpg Hadi mi gelelim? Masa mı hazır?Yemek mi yiyelim? Ne kadar çok soru soruyorum. Dur kızım bir dakika aşağı inmem gerekiyor.

dialog2.jpg Ya Baba! Nereye gidiyorsun?

dialog2.jpg Arabada bir şey unuttum… galiba…

Asansöre koştum ve hemen zemin kata iniverdim. Karım bıraktığım yerde baygın ve yaralı bir halde yatıyordu. Yerde dolaşan kan birikintileri vardı ve ayakkabıma da kan bulaşmıştı.Bastığım her yerde kırmızı ayakkabı izlerimi bırakıyordum.

ZAK ayracı.jpg

Kafa karışıklığına tam teslimiyet içinde iken 2. Asansörün kapısı açıldı. İçerisinden takım elbiseli orta yaşlarında bir adam ve siyah mini etekli dantelli çoraplı bir kadın inivermişti. Beni ve yerde yatan karımı görünce durdular. Kadın adama döndü ve dedi ki;

dialog2.jpg Ay şekerim ayakkabıma kan sıçradı, ıslak mendille sileceğim ama eğilemem, ne yapacağım ben şimdi?

dialog2.jpg Dur bebeğim buluruz bir çözümünü, ben de eğilemem biliyorsun. Hem şimdi kan bana da bulaşmasın.

dialog2.jpg Aaa beyefendi şuraya bir eğilir misiniz lütfen? Sırtınıza ayağımı koyup ayakkabımı silmem gerekiyor.

Bir anda kendimi kadının hemen önünde yere dizlerimin ve ellerimin üzerine çökmüş bulmuştum. Kafamı yerden yukarı kaldırdıkça kadının bacaklarını görüyordum ve iyice yukarı kaldırdığımda siyah külotunun bacak arasına gelen kısmında bir kıvrılma olduğunu gördüm. Gayri ihtiyari elimi uzattım ve külotu düzeltiverdim ve yere küçük bir cihaz düşüverdi. Cihazı gören adamın gözleri en kocamanından açıldı ve hemen elini beline atıp silahını çıkardı.

dialog2.jpgBu ne bu!? Bir dinleme cihazı değil mi bu? Bana tuzak mı kuruyorsun sen?

dialog2.jpg Ya aşkım sakin ol, olur mu öyle şey. Bu bizim çocuğumuzdu! Bu adam çocuğumuzu düşürdü!

Kadın hüngür zırıl ağlamaya başladı. Adam ise sinirlenmiş ve silahını bana doğrultmuştu. Ben ise gözlerimi adamın silahına dikmiş inceliyordum. Yarı otomatik 9 mm’lik Sig Sauer P232 olduğuna kanaat getirdim. Oysaki silahlar hakkında ne bir bilgim ne de bir ilgim vardı. Kendi kendime “güzel silahmış ha, ben de edinsem mi acaba bir tane” diye düşünürken, Adam yerdeki cihaza ya da kadının iddiasına göre çocuğa bir el ateş ediverdi aniden. Merminin sıyırarak sektirdiği cihaz kafama çarpmıştı. Daha da doğrusu o kadar şiddetli bir şekilde çarpmıştı ki, kafatasımı delip içine girmişti. Beynim 7.9 şiddetinde bir deprem geçirmiş gibi sarsılmıştı ve ben de tamamıyla yere yığılmıştım.

ZAK ayracı.jpg

Yattığım yerde hızlı hızlı nefes alıyordum ve gözlerimi tavana dikmiştim. Çarpma anında kafatasımdan püsküren kanlar leke yapmışlardı tavanda. Kan lekelerinin tam ortalarında ise yerden seken mermi vardı, tavana saplanmış.

Post Modern bir sahipsizlik duygusuyla ölüme doğru ilerlediğimin farkındaydım. Işığı görmeyi, meleklerin ruhumu almasını bekliyordum. Hayatımda ilk defa olmayacaksa da uzun süreden sonra yeniden melek görecektim, bu da beni heyecanlandırıyordu. Kendimi ölüm semptomlarıyla donatılmış sempatik tıngıltılar arasında bulmuştum. Dalgalı saçlarımda bulunan beyazlar, karanlığın içerisindeki gece lambaları gibi ıssız sokakların tek şövalyesi babında yaşam ile ölümün en orta noktasının savurganlığını simgelerken, ben tavandaki lekelerin her zaman kiri temsil etmeyeceğini keşfetmenin gururuyla ölüme doğru gülümsüyordum.

Birden her taraf karardı. “Ahanda sıçtık!” diye düşündüm. Işığı görmeyecektiysem kötü bir yere alacaklardı beni herhalde.

“Ne gerek vardı kadının donunu düzeltmeye, hep iyi niyetimden geldi başıma ne geldiyse.” deyiverdim kendi kendime.

Karanlıkta tavanda kırmızı gözler göründüler.

“Melekmiş! Sana mı gelecekti melekler salak herif! Zebaniler geldi işte!”dedikten sonra yutkunuverdim.

Başımdaki adamın hareketiyle ışıklar açılıverdi. Tavandaki kırmızı gözlerin tavşanlara ait olduğunu görünce rahatladım.

Tavanda, kırmızı gözlü, beyaz ve tek kulaklı tavşanlar dolaşıyordu. Tavşanlardan biri mermiyi dişleriyle çekiverdi ve mermi olduğu yerden fırladı. Fırlayan mermi Adamın kafasına denk gelmişti ve ölüm fermanı olmuştu.

Kadın hemen yanıma geldi.

dialog2.jpg Merak etme sana bir şey olmayacak. İyi olacaksın. Şu anda beynine yerleşen şeyin ne olduğunu bilsen eminim tüm bu yaşadıklarına şükrederdin ama sana ne olduğunu anlatamam. Zamanla öğrenip çözeceksin. Ama şimdi kafandaki yarayı iyileştirme vakti.

Dedikten sonra bir kediye dönüştü ve kafamdaki yarayı yalamaya başladı. Yaklaşık 9 dakika yaladıktan sonra usulca binadan çıktı ve uzaklaştı.

ZAK ayracı.jpg

Ben kendimi daha iyi hissediyordum. Kafamda herhangi bir yara kalmamıştı ama saçkıran misali o bölge de artık saçım yoktu. Yerde ölü yatan adama baktım, kim olduğunu anlamak için ceplerini karıştırdım ama hiçbir şey bulamıyordum.

Biraz sonrasında apartmanı temizleyen görevli geldi.

dialog2.jpg Beyim bu çöp mü?

dialog2.jpg Ne çöp mü? Ha evet evet çöp ya bu, çöp çöp.

dialog2.jpg He tamam biz onu alalım. Buralarda pek kirlenmiş, belli ki yine binaya kedisiydi tavşanıydı girmiş belli. Şu kapıyı açık bırakıyorlar onlarda her yeri berbat ediyor.

dialog2.jpg Aaa öyle mi, e bir yazı asalım “ Lütfen kapıyı açık bırakmayın “ diye.

dialog2.jpg Valla iyi olur. Abi şurada yatan yenge mi?

dialog2.jpg Ya evet, biraz fenalaştı da.

dialog2.jpg Neyse biz bu çöpü alalım da gidelim. Size daha fazla rahatsızlık vermeyelim.

dialog2.jpg Vermeyin tabii, ne demek rahatsızlık. Yok yani şey, neyse kolay gelsin işte.

Adamı çöp diye aldılar ve gittiler, ben ise yerde yatan karımın yanına gittim. Bir de ne göreyim, yerde yatan benim karım değil başkasıymış.

dialog2.jpg Hanımefendi, hanımefendi iyi misiniz? Yaralısınız galiba.

dialog2.jpg Benimkisi aşk yarası be adam, ne anlarsın sen yaradan?

dialog2.jpg O zaman ben size yardım çağırayım.

dialog2.jpg Çağırma, sakın çağırma. sen sadece şu donumu düzeltsene, canımı acıtıyor.

dialog2.jpg Ehe, yok efendim ben o işleri bıraktım.

dialog2.jpg Nereye bıraktın lan? Sanki bilmiyoruz.

dialog2.jpg Ne biliyorsun ya, ne biliyorsun? Yok öyle bişey. Hem ben çok geç kaldım. Acaba siz kedi olabiliyor musunuz?

dialog2.jpg Olurum ne var bunda?

dialog2.jpg Hah işte o zaman kedi olun ve çekin gidin lütfen.

dialog2.jpg Tamam, ulan tamam pis herif.

Dedikten sonra turkuaz renkli bir kediye dönüştü ve gitti. Ben ise hemen asansöre koyuldum.

ZAK ayracı.jpg

Evin kapısında tam anahtarımı çıkarmıştım ki, kapıyı Oğuz Atay açtı. Tek kaşımı kaldırarak gözlerinin içine baktım ve ayakkabılarımı çıkarıp girdim içeri. Ben girerken o da ayakkabılarını giydi, dışarı çıktı ve bir sigara yaktı.

Arkasını döndü, asansöre doğru yürümeye başladı. Yürürken sesli bir şekilde bana konuşuyordu;

“Unutulacaklardır.
Bir gün bütün değer yargıları değişecek
ve
yargılananlar yargıç,
eziyet edenler de suçlu sandalyesine oturacaklardır
ve onlar o kadar utanacaklar,
o kadar utanacaklardır ki
utançlarının ve suçlarının ağırlığı yüzünden
ayağa kalkamayacaklardır.”

Kapının önünde duran siyah yumurta topuk bir ayakkabıyı elime aldığım gibi kafasına fırlattım.

dialog2.jpg Ne biçim konuşuyorsun, ne biçim konuşuyorsun? Manyak! Git buradan!

diye bağırdım.

Kapıyı kapadım içeri girdim soluk soluğa. Karım “kiminle konuşuyordun kapıda?” diye sordu.

dialog2.jpg Hiiiç, Selimdi galiba…

dialog2.jpg Hangi Selim?

dialog2.jpg Tutunamayanlardan Selim.

dialog2.jpg O aileyi hiç duymadım, ben niye tanımıyorum?

dialog2.jpg Tanırsın ya tanımaz olur musun hiç. Çok ama çook büyük bir ailedir o.

dialog2.jpg E gelseydi içeri davet etseydin madem.

dialog2.jpg Gelemez.

dialog2.jpg Nedenmiş o?

dialog2.jpg İntihar etti?

dialog2.jpg Nasıl!

dialog2.jpg Yumurta topuk bir ayakkabıyla.

dialog2.jpg Allah rahmet eylesin.

dialog2.jpg Eylesin.

dialog2.jpg Amin.


Story Copyright : OTahirZGN
ZAK000.png

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.