Lâf ü Güzâf #3

 

Sevgideğer Ruh,

Senden mektup almak çok güzel. Sanırım bu mektuplaşmalarımız devamlı olabilir. Çok bahtiyarım.

Geçen gün işimin başında, elektronik postalara gömülmüşken gözlerim kapandı ve ağır bir uyku düştü üzerime. Açılmak üzere kalktım yerimden, bir duble Türk kahvesi yaptım ve uğur böceği eşliğinde içtim.

Uğur böceği mi ne?

Ya işte anla, zararlı alışkanlık, hani televizyonlarda bulanıklaştırıyorlar yahut Cnbc-e zamanında çiçek-böcekle kamufle ediyordu. Sonuçta uğur böceği içmek damarlara ve kalp sağlığına çok zararlı. Doğurganlığı azaltan, sperm kalitesini düşüren, hızlı yaşlandıran ve kansere sebep olan bir şey kendisi. Maksat özendirici olmasın.

Biliyorsun küfür etmek de uygun değil televizyonlarda, belki bu mektubumda küfür edecek olursam “bip” derim kısaca. Televizyonlar bir milletin gelişimi için böyle çok düşünceli hareket ediyorlar. Mesela gençler bu Dünya’da kendisini ezdirmesin ama iyi de olsunlar diye bol bol mafyatik, silahlı dövüşlü ve adam öldürmeli dizilerimiz var.

Niye?

Çünkü insanımız Dünya’nın bin bir türlü hali olduğunu görsün, mücadele nasıl edilir bilsin diye. Hem bu mafyatik adamlardan bazıları çok iyi kalpliler. Böylece, iyi kalplilerin güçlü olabildiği güveniyle, akşamları huzurla yatıyoruz.

Televizyon işte, çok iyi şeyler yapıyor. Bak mesela sokak kedilerine ve köpeklerine işkence haberleri dolaşırken sokak penguenlerine işkence haberi hiç duydun mu? Duymadın tabii. Çünkü zamanında insanlarımıza penguenler anlatıldı, sevdirildi ve bir bilinç oluşturuldu. Gerçi ben zaten “Neşeli Ayaklar” animasyonunu izleyerek yeterince bilgi sahibi olmuştum ama insanımız da artık Penguenlere daha duyarlı. Keşke biraz da kedi, köpek duyarlılığı aşılasa televizyonlarımız. Bir bildikleri vardır herhalde, onu da yeri gelince yapacaklardır. Ne yapsınlar her şeye yetişemiyorlar.

Neyse, bu mektubumda kamu spotu da yapmış oldum.

Ne diyordum?

Ha, kahve ve uğur böceği içerek açılmaya çalışıyordum.

Açılabildim mi peki?

Hayır!

Göz kapaklarım düştüler kahveyi içtiğim fincanın içine. Tam ellerimi daldırıp göz kapaklarımı alacakken fincandan, gözlerimin de yerinde olmadığını anladım. Göz kapaklarımla beraber gözlerim de düşüvermiş fincana.

Gözlerime zarar vermeden, bu durumdan nasıl kurtulurum diye düşünecekken başka bir parlak fikir geldi aklıma. Hazır gözlerim içerideyken bir kahve falıma bakayım, falsız kalmayayım dedim.

Evet, kahve falıma bakayım dedim. Yanlış duymadın eğer sesli okuduysan! Sessiz okuduysan da yanlış okumadın demek düşüyor bu cümlenin arkasından.

Falımda gördüklerim kafamı karıştırdı biraz.

Ben bir sandık başındaydım ve elimde bir zarf vardı. Sandığı zarfa koyuyordum, sonra zarftan sandık yapıyordum. Sandık bana bir zarf veriyordu, zarfı açıyordum ve içinden bir Turgut Uyar şiiri çıkıyordu;

ben ne güzel işerim güneşe karşı
arkamda medrese duvarı önümde çarşı
bir sürekli kaşınmadır yaşadığım
törelere ve alışkanlığa karşı
geldim gittim geldim bir şey bulamadım
üzüldüğüme ve yorulduğuma karşı
ah aklıma her şey gelir, her şey gelir
doğan güne karşı batan güne karşı
sözde kirlettiğimiz bütün her şey duruyor
bak ne diyorum sana, ele güne karşı
biz duralım bir sürekliyiz duralım
durukluğa, tüberkiloza ve uranyuma karşı
durduk, ateş besledi, kuşları sürekledi
arkamız medrese duvarı önümüz çarşı
güneşe güneşe karşı…

Ben bir şey anlamadım bu şiirden, sanırım şairin çişi gelmiş ve herhalde benim de gelmiş, zaten Tarkan’ın da gelmişti bir zamanlar. Öyleyse ben de şair ve belki üstüne bir tutam Tarkan olurum diye yorumladım bu falı.

Neyse Ruhçuğum, kısa keseyim. Televizyon dedim, dizi dedim madem öyleyse şuraya şahane bir diziden, – Beş Kardeş- çok sevdiğim bir kuple bırakayım. Shakespeare‘in Hamlet‘indeki o meşhur olmak ya da olmamak tiradını bir de Nadir Sarıbacak‘tan izlemiş ol.

Güzelim diziye de tek sezon dayanabildilerdi bu arada. Sanırım insanları kötü şeylere teşvik ediyordu çaktırmadan. Çaktırmadan diyorum çünkü ben çakmadım ama televizyonlarımız doğruyu bilir.

Huzurla kal.


Story & Image Copyright : OTahirZGN
ZAK000.png

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.