Hiç Işık Yok

Kapıyı eliyle ittiğinde hemen açılmıştı. Bir adım attı içeri doğru. Hiç ışık yoktu. Önünü görebilmek için cep telefonunun flaş ışığını açtı. Bomboş bir salona girmişti örümcek ağlarıyla örülü. Yavaş yavaş yürüyerek diğer odalara bakmaya doğru ilerledi.

Odalardan birinde sarı, kadife ve bir hayli kirli tek kişilik bir koltuk duruyordu. Koltuğa doğru eğildi ve oturuverdi. Kafasını arkaya doğru yasladı, karşısında duran mavi renkli duvara baktı bir süre.

İlk başlarda kirli mavi bir duvar görüyordu ama süre ilerledikçe şekiller belirmeye başlıyordu duvarda. Karanlık içinde cep telefonunun ışığıyla bakmaya çalıştığından göz aldatmacası ve yorgunluğu olarak düşünse bile beliren şekilleri izlemek keyifli gelmişti. Şekilleri izledikçe hayaller kuruyor ve kafasını boşaltabiliyordu.

O kadar kaptırmıştı ki kendini, ne kadar zaman geçirdiğinin farkında bile değildi. Sonunda cep telefonunun şarjı bitti, pencereleri olmayan oda tamamen karanlığa gömülmüştü. Gözlerini kırptı ve bir süre karanlığa alışmak için bekledi. Karşısındaki duvarda hala hareket eden şekiller görüyordu. Yaklaşık bir 10 dakika geçmişti ama şekiller gitmemişti. Parlak ince hareketli çizgiler duvarda dolaşıyordu. Çizgiler gidene kadar orada kalıp izlemeye kararlıydı. Ne de olsa gözleri ortama alışınca gideceklerdi. Ama gitmemişlerdi. Çizgiler en sonunda elleri iki yana açık bir insan silueti çizmişlerdi ve öylece kalmışlardı. Artık hareket etmiyorlardı fakat parlayan bir insan silueti olarak duruyorlardı karşısında.

Ayağa kalktı duvara doğru yürüdü, ellerini iki yana açtı ve siluetin tam içine doğru duvara yapıştı. Siluet sanki onun siluetiydi, parmak uçlarından omuzuna, kafasından ayağına kadar birebir örtüşüyordu. Önce bunu önemsememişti fakat daha sonra geri çekilmek istediğinde hareket edemediğini fark etti. Duvara ve siluet ’in içine yapışmıştı adeta.
Hareket etmeyi ne kadar denese de parmak ucunu bile oynatamıyor, gözlerini dahi kırpamıyordu.
Çığlık atmak istese de hiçbir sonuç alamıyordu.

Aniden içinde bulunduğu oda dönmüş, duvar taban olmuştu. Siren sesleri güçlü bir şekilde duyuluyordu. Başına insanlar, televizyon kameraları ve fotoğraf makineleri gelmişti.

O esnada internetten ücretsiz indirdiği filmi izleyen ünlü kitap yazarının gözü bir yandan açık olan televizyon haberlerine takılmıştı. Aynı haberlere büyük yayınevi sahibi de evinde internetten ücretsiz indirdiği müzikleri dinlerken takılmıştı. Hatta aynı haber, kendisine yeni aldığı donların faturasını şirkete masraf olarak göstermek üzere muhasebecisine veren iş adamı tarafından da ana haber bülteninde takip ediliyordu. Dahası, vatanı için canını verebilecek ve her fırsatta vatan hainlerine haddini bildiren mahallenin kahraman esnaf ağabeyi de vergi dönemi için kazanç ayarlaması yaparken ve yanında çalışan sigortasız ve asgari bile ücreti olmayan çocuk işçiden çayını isterken haberi ilgiyle izliyordu. İnanmazsınız, markete her gidişinde alışveriş sonunda ihtiyacından fazla poşet alan ev hanımı da bu haberi çekirdek çitleyerek izliyordu.

Bir haber, bir ülkenin en ahlaklıları tarafından izlenirken, patronlarından hediye olarak aldıkları evlerinden çıkıp, yine patronlarından hediye olarak aldıkları arabalarına binen ahlaklı gazeteciler tarafından konu akşam tartışma programlarında tartışılacaktı.

Haberler bir tek, silahlı zabıta tarafından kovalanırken saklanmak üzere girdiği boş bir evde vurulan korsan kitap satıcısının karısı ve üç çocuğu tarafından izlenemiyordu.

Televizyonları vardı olmasına ama elektrik faturasını ödeyecek paraları kalmamıştı.



Story & Image Copyright : OTahirZGN
ZAK000.png

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.