Bir Tıkanmışlık Öyküsü

Gece saatlerden ıslak saçla sokağa çıkılmayacak vakitlerde iken rüyalar bana layık görülmedi.
İşte öyle bir sıkıntı doldurmuştu vicdanımı.
Gecenin mavisiydi bindiğimde arabaya. Sürdüm arabayı tenhalarda, daracık orman yollarında.
Yavaş yavaş ilerliyordum ağaçların kasvete buladığı asfaltlanmamış rotalarda.
Radyoda çalan müzik duygularıma yön gösteriyordu.

Karanlık yolda karşıdan karşıya koşturan örümcekler sebep oldu frene basmama.
İndiğim arabanın tepesine çıktım ve izledim gözleri parlayan örümceklerin geçiş merasimini.
Kollarımı havaya kaldırdım yıldızları tutmak istercesine. Kafam göğe dönük, gırtlağım yırtılırcasına bağırdım defalarca.
Rahatladım ve indim arabanın tepesinden aşağı.
Eve dönüş yoluna niyet etmiştim, ta ki yoldan geçen son bir örümcek fısıldayana kadar;

“Vicdanını getirsene sen de”

Bu fısıltı çekti beni ve takip ettim örümcekleri girdikleri Orman’ın karanlıklarında.
Havada uçuşan Denizanaları yol gösteriyordu örümceklere.
Ben ise toprağa gömülü bedenlerin ayaklarına takılmamak için bacaklarımı çıkarıp öyle gidiyordum peşlerinden.
Orman’ın ortalarına gelmiş olmalıydık ki Denizanaları toprağa daldılar.
Toprak sanki altı boş bir kum havuzuydu ve içine gireni yutuyordu. Denizanalarının arkasından örümcekler de girdiler aynı toprağa. Bacaklarımı yerine takıp bir balıklama atlayışla ben de düştüm peşlerine.

Ağaçların kökleri arasında düşüyorduk aşağılara. Köklerin geçit vermediği bir noktada duruverdik.
Denizanalarının çaldıkları vicdanlar vardı dört bir yanda. Örümcekler ağlarıyla örüyorlardı vicdanları sıkı sıkı.
Her örülen vicdan Denizanaları tarafından çalındıkları yerlere geri konmak için götürülüyordu yeniden.
Her şeyin farkına vardığım esnada, büyük bir denizanası gözlerini dikmiş bana bakıyordu rahatsız edici gülüşüyle. Örümcekler bana doğru çevirdiler kafalarını.

Kaldırdım ellerimi yukarı doğru, güçlü bir şekilde bağırdım gırtlağım yırtınırcasına. Dayanamadı toprak çığlığıma ve şiddetle kustu beni yukarı ormana doğru. Çarptığım ağaç kökleri ise yaralamıştı bedenimi ama kaçmalıydım hızlıca.

Kollarımı söktüm yerlerinden. Bacaklarıma monte ederek dörtnala arabaya vardım.
Kollarımı yerine taktım yeniden ve eve sürdüm arabayı.
Yatağa girdim, rüyaya daldım.
Rüyama giren örümcekler fısıldıyorlardı;

“Seni bulacaklar!”

Toprağın beni püskürttüğü şiddette yatağımdan fırladım.
Banyoya koştum kendime gelmek üzere.
Lavaboya doğru eğildim ve fışkırırcasına toprak kusmaya başladım.
Lavabo tıkanmıştı,
Açmayı denedim
Açamadım.



Story & Image Copyright: OTahirZGN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.